Solucan Gübresi ve Solucan Çayı Aquaponik Sistemler

Solucan Çayı ve Aquaponik Sistemler

Aquaponik Sitem Şart mı?

Artan dünya nüfusu ve buna bağlı olarak artan tüketilebilir sağlıklı gıda ihtiyacı her geçen gün yeni tarımsal yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Bunların bazıları insan sağlığı açısından risk teşkil ederken, diğer bazıları da ciddi bir umut ışığı veriyor. İşte bu umut ışığı yayan sistemlerden birisi de Aquaponik sistemlerdir. Daha önceden VERMİKEM sitemizde bu konuya Aquaponik Bahçecilik ve Solucanlar adlı başlıkta detaylı olarak değinmiştik. Eğer sistem amacına uygun olarak kullanılacak olursa, hem insan sağlığı açısından hem de ticari sürdürülebilirlik açısından gerçekten de kayda değer bir yeniliktir.

Solucan Çayı ve Aquaponik Sistemler

Solucan Çayı ve Aquaponik Sistemler

Genel yargı, organik ve doğal olanın toprakta yetişen ürünler olduğu, olması gerektiği yönündedir. Ancak yukarıda da belirttiğim gibi eğer artan ihtiyaçlar farklı kaynakları zorunlu kılıyorsa, bizlerin de o  kaynaklara tamamen yüz çevirmeyip, onları nasıl daha doğal ve daha sağlıklı kılabileceğimizi araştırması gerekir. Çünkü dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de ekilebilir tarımsal alanlar aslında oldukça sınırlıdır. Üstelik Türkiye’nin tarımsal alanlarının çok büyük bir bölümü de engebeli ve eğimli arazi statüsündedir. Bunlar tarımsal faaliyette beklenilen verimi ciddi oranda düşürebilecek faktörlerdir. Gerçi her ne kadar sessiz sedasız yapılan bazı araştırmalar, topraklarımızın, üzerinde yaşayan tüm insanları hem de organik tarım ile doyuracak potansiyele sahip olduğunu ortaya koysa da (, yine de alternatif yöntemleri araştırıp bilmek de fayda olacaktır.

İşte bu yazımızın konusu, hem balık ve hem de bitki yetiştirme sistemi olan aquaponik sistemin daha doğal ve sağlıklı olması için ona solucan çayını entegre edip edemeyeceğimizdir. Bu konuda bir takım akademik çalışmalar yapılmış ve hali hazırda yapılmaya da devam etmektedir. Bu vesileyle gidişatın olumlu olduğunu söyleyebiliriz.

Solucan Çayı ve Aquaponik Sistemler

Türkiye Toprakları Tarım Alanları

Genel olarak bakıldığında, bir çeşit topraksız tarım olan aquaponik sistemlerde bitkiler, balıkların suya bıraktığı atıklarla ve bu atıkları işleyen çeşitli mikroorganizmaların yan ürünleriyle beslenmektedir. O halde bu sisteme, yararları zaten bilinen ve üzerinde onlarca çalışma yapılmış olan solucan çayının (vermicompost tea) ilave edilmesinin olumlu sonuç vermesi gerekmektedir. Yani gerek balıkların biyokütlesinde, gerekse de yetiştirilen bitkilerin veriminde artış olması gerekir. Ayrıca sisteme ilave edilecek olan solucan çayının balık ve bitki sağlığını da iyileştirmesi gerekir.

Yeri gelmişken hemen, kompost veya vermikompost çayı konusunda uzman bir isim olan Dr. E.Ingham’a kulak verelim biraz;

E.Ingham’ın toprağa ve hidroponik sistemlere biyoloji eklenmesi çalışmasında, “biyoloji” ile topraktaki besin zincirinde var olan faydalı mikroorganizmaların olabildiğince çeşitlilik içerecek şekilde toprağa, topraksız ortama veya besin solüsyonuna eklenmesi kastediliyor.

Toprağa ve hidroponik sistemlere biyoloji eklenmesinin yöntemi olarak, yine Dr.Ingham’ın üzerinde çok çalıştığı kompost çayı kullanılarak yapılıyor. Kompost çayı ve hidroponik sistemlerin en önemli ortak noktası ise hem kompost çayında hem de hidroponik besin solüsyonlarında maksimum oranda çözünmüş oksijen gereksinimidir. Dr.Ingham, toprak besin zincirindeki faydalı organizmaların tamamının aerobik (oksijen seven) organizmalar olduğunu belirtiyor. Bu sebeple havalandırılarak hazırlanan kompost çayında çözündürülen oksijenin, oksijensiz ortam mikroorganizmalarının (anaerobik) elimine edilmesini sağladığını, dolayısıyla bu sayede bir çoğu oksijensiz ortam seven patojenlerin de ortadan kaldırıldığını vurguluyor. [meyvelitepe.org]

Tarımsal Sorunların Temel Kaynağı

Günümüzde, mantar ve böcek kaynaklı bitki hastalıkların en temel nedenlerinden biri de Tek Ürün Tarımı’dır (Monokültür). Tek ürün tarımı hem toprağın mineral bakımından zamanla zayıflamasına neden olmakta ve hem de belirli tür bitki zararlılarının, o bölgedeki bitkilere direnç kazanmasına neden olmaktadır. Bu durumda hem verim düşmekte ve hem de bitkisel hastalıklar ciddi oranda artmaktadır.

Bu tür sorunların kontrol altına alınması ve temel olarak halledilmesi, hem tarım sistemlerinin ve hem de biyo-çeşitliliğin arttırılmasında yatmaktadır. Yani aslında bir kez daha doğaya özenmekten bahsediyoruz. Tek farkı daha kontrollü ve daha verimli bir sistem yaratma çabamızda…

İşte aquaponik sistem, bahsi geçen biyo-çeşitliliği kontrollü bir biçimde sağlamanın yöntemlerinden birisi olarak öne çıkan tarım sistemlerinin en yenilikçi olanıdır. Sistem sürekli olarak geliştirilip, zenginleştirilmeye açıktır.

Akuaponik döngüAquaponik sistemler hem hidroponik sistemlerin, hem de aquakültür sistemlerinin faydalarını birleştiren sistemlerdir. Bunun neticesinde bitkiler daha hızlı yetişir ve yıl boyu üretim yapma olanağı doğarken, daha küçük bir çevresel ayak izi oluşur, daha az su ve enerji tüketimi söz konusu olur.

Karasal ve sucul arabirimlerin elementlerinden biri olan ve Aquaponik sistemlerde bulunmayan bir şey de organik madde alışverişidir. Oysa organik madde alışverişi iyi bir bitki besin kaynağıdır; yararlı mikroorganizmaları teşvik eder ve gerek bitki gerekse de balık sağlığı için doğrudan veya dolaylı olarak önemli olabilirler. Aquaponik sistem kapalı bir sistem olduğu için bu tür faydalı bileşenleri doğal olarak alamamaktadır. Bu nedenle bir aquaponik sisteme organik maddeye benzer özellikler taşıyan solucan çayı ilave edilmesi hem balığın hem de bitkinin daha sağlıklı ve verimli olmasını mümkün kılabilir.

 Aquaponik Sistemde Solucan Çayı

Solucan çayının aquaponik sistemde kullanılması neticesinde gerek bitkinin gerekse de balıkların daha sağlıklı olması ve verim artışının sağlanması beklenebilir. Şimdi bu amaçla yapılan bir deneye göz atalım.

Deneyde balık olarak Japon Balığı (common goldfish) ve bitki olarak da marul (romaine lettuce, Paris island cos.) kullanılıyor. Deneyin verilerini ölçmek için, deney öncesi her bir balığın ağırlığı tespit edilip not alınıyor. Deney sonrası hem deney tanklarındaki hem de kontrol tanklarındaki bitkilerin kuru ağırlıkları tespit ediliyor. Bu sayede hem balık için hem de bitki için, kontrol tankları ile deney tankları arasındaki farklardan yola çıkılıp sistemin işleyişi, bitki ve balıkların sağlık durumu ölçülerek bir sonuca varılması planlanıyor.

Deney için üç adet kontrol tankı ve üç adet de deney tankı rastgele olarak seçiliyor. Uygulamanın yapıldığı birinci tanka %5 solucan çayı, ikinci tanka %10 solucan çayı ve üçüncü tanka ise %20 solucan çayı ilave ediliyor. Uygulama yapılan deneme tanklarına beş hafta boyunca, haftalık olarak solucan çayı konuyor. Elektriksel iletkenlik (EC), pH, NH3/NH4, nitrit, nitrat ve ısı günlük olarak gözlemleniyor.

Yapılan bu deneyin neticesinde balıkların sağlık durumunda herhangi bir olumsuz etki gözlenmiyor. Bununla birlikte kontrol grubuyla (solucan çayı ilave edilmeyen tank) karşılaştırıldığında balıkların ağırlığında %17 oranında bir artış meydana geliyor. Aquaponik sisteme solucan çayı ilave edilmesi, balık dönüşüm oranlarını (Bknz. Yem Dönüşüm Oranı (FCR – Feed Conversion Rate) %10’a kadar arttırabilmektedir. Bunun anlamı aquakültür ile uğraşan bir üreticinin, oldukça düşük bir maliyetle yüksek bir kârlılık elde edebilmesidir.

Yazan: Savaş Gönen

Yararlanılan Kaynaklar:

  • Akuaponik Bahçecilik ve Solucanlar
  • Assessment of Fish and Plant Growth in Aquaponics Enhanced with Vermicompost Tea / Christopher Kyle Newell / ENVS 190 / May 18, 2016
  • http://blog.meyvelitepe.org/2014/05/25/chinampalarin-isigi-6/

“Solucan Gübresi ve Solucan Çayı Aquaponik Sistemler” hakkında 2 görüş

  1. Savas bey yapilan deneyde % agirlikca degisen oranlarda solucan cayi ilavesi yapildigina yer veriilmis ancak baliklardak biyo yaralanmanin hangi solucan cayi yuzdesinde en yuksek degeri verdigi yazinizda berlitilmemis, ekleme yapmaniz mumkun olur mu?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir